|
Yazar M.Enes
|
|
Cuma, 15 Ocak 2010 08:37 |
|
Namaz, Allah'ın insana çok özel bir lütfudur.
Namaz, dinin direği olduğu gibi, iman esaslarını teker teker hatırlatan bir ibadettir.
Namazda her zaman, potansiyel bir hatırlatma ve derin bir zevk vardır. O, insana, Rabb karşısındaki acz ve fakrını hatırlatır. Üstesinden gelinmesi mümkün olmayan ya da öyle gözüken problemleri çözme yollarını gösterir ki, bunun aslı ve esası da her şeye gücü yeten bir Kadîr-i Mutlak'a imandır. Bu hususu, Fatiha âyetleri üzerinde durarak biraz daha açabiliriz:
|
|
Yazar M.Enes
|
|
Pazartesi, 05 Ekim 2009 08:52 |
|
Mü'minin, yapıp ettiklerini hemen her gün gözden geçirip hayırlı faaliyetlerini ve güzelliklerini şükürle karşılaması; hata ve günahlarını da istiğfarla gidermeye çalışması ve her zaman muhâsebe duygusuyla dopdolu yaşaması gerekir.
Bazen "insanın kendiyle yüzleşmesi", bazen "nefsin sorgulanması" ve bazen de "nefis muhâsebesi" olarak isimlendirdiğimiz bu amel, insanın arzularını, hırslarını ve davranışlarını denetlemesi, doğru veya yanlışlarını vicdanının süzgecinden geçirip bir değerlendirmede bulunması şeklinde gerçekleşir.
Bir hadis-i şerifte Efendimiz (aleyhi ekmelü't-tehayâ) en büyük mahkemede hesaba çekilmeden önce daha dünyadayken nefsi sık sık sorgulamayı akıllılık ve mü'minlik emaresi olarak zikretmiştir. Hazreti Ömer Efendimiz de Allah Resûlü'nden işittiği bu hakikati farklı bir üslupla seslendirerek şöyle buyurmuştur:
"Ahirette hesaba çekilmeden evvel kendinizi hesaba çekin. Ötede amelleriniz tartılmadan önce onları burada kendiniz tartın. En büyük arz ve mahkeme için şimdiden gerekli hazırlıklarınızı yapın. Bilin ki, o gün huzura alındığınızda size ait hiçbir şey gizli kalmayacak ve bütün sırlarınız bir bir sayılıp dökülecektir."
İnsanlığın İftihar Tablosu (sallallâhu aleyhi ve sellem) derin bir muhasebe insanıdır. Ümmeti için en güzel örnek olan Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), "Bildiğimi bilseydiniz az güler, çok ağlardınız." yani "yataklara girip yatamaz, ağzınıza koyduğunuz lokmayı yutamaz ve bir yudum su içemezdiniz." buyurmuş ve bir sahabinin yorumu çerçevesinde: "Keşke kesilip biçilen bir ağaç olsaydım." gibi düşüncelerle sorumluluğun ağırlığını çevrelerine duyurmaya çalışmışlardır.
|
|
Yazar M.Enes
|
|
Cuma, 02 Ekim 2009 07:19 |
|
Buhârî ve Müslim gibi muteber hadis kitaplarının muhtelif rivâyetlerinde nakledildiğine göre; Allah Resûlü (aleyhissalâtü vesselam) bir Yahûdi'den veresiye yiyecek satın almış ve borcuna mukabil demirden mâmul zırhını rehin bırakmıştı.
Efendimiz, bu borcu ödeyemeden âhirete irtihal buyurmuş; ne zaman sonra, Hazreti Ebû Bekir bedelini vererek Nebî yadigârı mübarek zırhı rehin olmaktan kurtarmış ve onu Hazreti Ali'ye emanet etmişti.
Aslında, Resûl-i Ekrem'in irtihal-i dâr-ı bekâ buyurmasından evvel, ümmet-i Muhammed arasında da çok zengin insanlar vardı. Hazreti Osman ve Abdurrahman b. Avf servetinin çokluğuyla meşhur sahabîlerin sadece ikisiydi. Onlardan başka, oldukça geniş imkânlara sahip bulunan, Medine'de ticarete hâkim olan, Kaynuka, Kureyze ve Nadr pazarlarına ağırlığını koyan mü'minler de mevcuttu. Şayet, Habîb-i Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz, onlara azıcık bir imada bulunsaydı, Ashâb-ı Kirâm bütün servetlerini ortaya dökerlerdi.
|
|
Yazar M.Enes
|
|
Cuma, 07 AÄŸustos 2009 11:51 |
|
Allah, tüm insanları gönderdiği elçilere uymakla ve onlara itaat etmekle sorumlu tutmuştur. Elçiler, Allah'ın emirlerini yerine getiren, insanlara Allah'ın vahyini ileten ve hal ve tavırlarıyla, konuşmalarıyla, kısacası tüm hayatlarıyla insanlara Allah'ın hoşnut olacağı umulan insan modelini ve hayatın nasıl yaşanması gerektiğini gösteren mübarek insanlardır. Allah Kuran'da elçilerine uyanların kurtuluşa ereceklerini bildirmiştir. Bu nedenle Peygamberimiz (sav)'e itaat, önemli bir ibadettir. Allah itaat konusunun önemini Kuran'da şöyle haber verir:
"Biz elçilerden hiç kimseyi ancak Allah'ın izniyle kendisine itaat edilmesinden başka bir şeyle göndermedik..." (Nisa Suresi, 64)
|
|
Yazar M.Enes
|
|
Salı, 04 Ağustos 2009 06:44 |
|
1- MUTLULUK YOLU İSLAM
Yaratıklar arasında en saçkin yere sahip olan, akıl, fikir gibi üstün yeteneklerle donatılan insanın ortak özelliklerinden birisi de mutlu olma arzusudur. Her insan bu arzusuna ulaşmak maksadıyla çalışır, bugünden çok yarınını düşünür ve bunun için hazırlık yapar.
İnsan beden ve ruhun birleşmesinden meydana gelen bir varlıktır. Bu sebeple İslam Dini, insanın hem maddi, hem de manevi ihtiyaçlarını dikkate almış, ferdin mutluluğu için gerekli prensipleri getirdiği gibi, toplumun huzur ve mutluluğu için de bir takım kurallar koymuş, fertlerin karşılıklı hak ve görevlerini belirlemiştir.
İslam, son ve en mükemmel dindir. Onu insanlığa tebliğ eden Hz. Muhammed (A.S.), peygamberlerin sonuncusudur. İslam dini'nin temel kitabı Kur'an-ı Kerim, Yüce Allah (c.c.)'ın Hz. Muhammed (A.S.) vasıtasıyla insanlığa gönderdiği son mesajıdır.
|
|
Yazar M.Enes
|
|
Cuma, 17 Temmuz 2009 06:18 |
|
Ey iman edenler, Allah'tan korkun.
Herkes yarın için neyi takdim ettiğine baksın. Allah'tan korkun.
Hiç şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
(HaÅŸr Suresi, 18)
Allah Kuran'da Kendisi'nden Korkmayı Emrediyor
|
|
|